Tükenen hedeflerle insanı tüketmek

Ben ancak bir kulum. Allah’ın isim ve sıfatlarına ayine olabilmek için yaratıldım. Bu dünyaya gönderildim, çünkü burası benim için hem yaratılışımla ilgili hikmetin gerçekleşeceği hem de imtihan edileceğim bir yer. Bunlar varlığımı anlamlı kılabilecek iki temel unsur aynı zamanda.

Sosyal statüm, çevrem ve sahip olduğum diğer özellikler temelde birbirlerini destekleyen bu iki unsurun gerçekleştirilmesiyle ilgili. Bu yüzdendir ki her an, her şey ile bir imtihan ilişkisi içerisindeyim. Bir evlat, bir kardeş, bir eş, bir baba, bir meslek sahibi ama hepsinin ötesinde bir kul olarak bir sınanma ile karşı karşıyayım. Ve iyi bir evlat, iyi bir kardeş, iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir meslek sahibi olmak durumundayım. Geçici olan dünya hayatı içerisinde hayatın gereklerinden kabul edilen ve sosyal yaşamın zorunlu kıldığı unsurları gerçekleştirme noktasında önüme koymuş olduğum programlarla, bir kul olarak temel hedefimi hiçbir şekilde ikinci plana itmemeye ve bu noktada, hayatın programlanmasıyla, insan olarak sahip olmam gereken hedefleri karıştırmamaya çalışıyorum.

İyi bir eğitim görmek, fakülte mezunu olmak, sonra yüksek lisans yapmak, doktora için çalışmak ve böylelikle akademik kariyeri sürdürmek ya da mesleğinde en iyilerden olmak, bütün bunlar insanın hayatta oluşunun nedenleriyle bağlantılı basamaklar değil aslında. Bunlar Allah’ın isim ve sıfatlarını üzerinde gösterme çabası içerisinde bulunması gereken ve her an her şeyle imtihan edilen bir kul olarak benim hayatımı idame noktasında kullanabileceğim basamaklardır.

Dolayısıyla var oluş amacımız ile hayatımızı devam ettirmemizi sağlayacak olan yardımcı unsurları karıştırmamak ve birbirinin yerine ikame etmemek durumundayız. Oysa bugün insanlar hayatlarını idame etmelerini sağlayacak unsurları, var oluşlarını anlamlandıracak unsurların yerine ikame ediyorlar. Hatta biraz daha ileri giderek, hayatın idamesini sağlayacak unsurları yoğun bir propaganda ile birlikte hayatın merkezine oturtarak, insanın temel sorununu ikincil üçüncül sıraya atmasına zemin hazırlamaktadırlar.

Örneğin hayat programımızı iyi bir fakültede okumak şeklinde oluşturalım. Bunu gerçekleştirmek için gecemizi gündüzümüze katar, her şeyden hatta kendimizden bile fedakarlık yaparak hazırlanırız iyi bir fakülte kazanabilmek için. Her gün sıralarında oturduğumuzu hayal ettiğimiz fakülteyi kazandıktan sonra programımızı genişletir, bu sefer de iyi bir iş sahibi olmak için mücadele ederiz. Ve sonra tüm çabamızı mesleğimizde en iyi olabilmek için harcayıp bunu gerçekleştirmeye çalışırız. Ancak bir müddet sonra farkederiz ki, hayatımızın kısalığı bu sınırsız isteklere cevap vermekte yetersiz kalacaktır.

Hayatımızın mutlaka yetenek ve kabiliyetlerimiz doğrultusunda idamesini sağlayarak insanlığa faydalı olabileceğimiz bir programı olmalı. Ancak bu program ile bir kul olarak hayatta oluş sebebime ait hedefi birbirine karıştırmamalıyım. Hatta bunun da ötesinde bunları birbirleri yerine kullanmamalıyım. Yani iyi bir eğitim görebilmek için çalıştığım her an, aynı zamanda belki çalışmanın bile kendisi, çalıştığım ortam ve rutin yaşam biçimimle de imtihan ediliyorum. Bütün bunlarla birlikte benim için asıl olanın hayat programlarımı en mükemmel şekilde gerçekleştirmek değil de iyi bir kul olmak için ortaya koymam gereken çalışma olduğuna inanıyorum. Bu kabul, benim duyarlı olduğum alanı çok bariz bir şekilde ortaya koyuyor.

Hayatta duyarlı olduğum alan iyi bir kul olabilmek için verdiğim mücadele olduğu için, hayata dair programlarım tamamiyle sahip olduğum temel endişe çerçevesinde şekilleniyor. Örneğin, haksız tarafın davasını alıp, davayı kazandığımda avukatlık mesleğimde 1 numara olabileceğim bir ihtimal ile karşı karşıya kalsam, hakkın ve haklının yanında olmamı gerekli kılan temel anlayışım dolayısıyla mesleğimde 1 numara olabilme ihtimalini hiç düşünmüyor, dahası böyle bir olasılığı kaybetmiş olmayı kendi adıma bir kayıp olarak değerlendirme çabası içerisinde bulunmuyorum.

Yani iyi bir kul olabilmek gibi hayatımda kalın çizgiyle çizilmiş ancak, an be an gerçekleştirilmesi gereken bir hedefim ve hiçbir şekilde koordinatları bu hedefle çatışabilecek durumda olmayacak bir hayat programım var. Hayatımın temel disiplini iyi bir kul olma hedefini kolay bir şekilde gerçekleştirmemi sağlayacak olan aşkın ilkeler dolayısıyla sağlanıyor.

Bugün, neredeyse insanlar çoğunlukla dünyada var oluşlarıyla ilgili temel sorularla karşılaşmasınlar diye kendileri için durmadan tükenebilen hedefler koymaları telkiniyle karşı karşıyalar. Tükenen hedeflerle hayatı tüketmeleri öneriliyor sanki. Ve önlerine koydukları tükenen hedefleri gerçekleştirmek için verdikleri uğraşı dolayısıyla da kendilerini sorgulayabilecek zamanları olmuyor. Hayatla birlikte esasında kendilerini tüketiyor ve bunun farkına bile varmıyorlar.

Bir Cevap Yazın