Toprak

İnsanın mayasıdır toprak
ve insan onun fıtratından da beslenmiştir.
Sakın aldatmasın seni
toprağın insana karşı cömertliği.
Zaten kendisinden değildir bu cömertlik.
Onda bir Rezzak’ın hükmü işliyor mütemadiyen.
Hiç topraktan izler taşır mı toprakla sunulanlar?
Toprağın rengi, tadı ve kokusu görülür mü onlarda?
İşte bak! Hep bir bencillik var toprağın özünde,
bir hodbinlik.
Gökten bir rahmet düşse
kendi doymadan toprak,
sadrına şifa olacak
bir ab-ı hayat sunmaz insana.

İlliyet

Umûr-u dünyanın
câzibesine kapılan insan için
bir zindan olur dünya,
nefesin keser,
bîhuzur bırakır.

Huzur talep ederse şayet
mutlak bir illiyet kurmalı insan
kendiyle alakalı
hem haricinde dünyanın.

Bir illiyet… Lakin
önce bilmeli kendin,
kendin bilmeli insan.
Zira
ancak kendin bilen, bilir:
bilinmesi vacip olan kimdir?

Zaman

Zamanın bir hafızası vardır.
Ve mekanın da bir hafızası.
Bir daire formunda ilerler sanki zaman.
Bir daire formunda,
döne döne…
Zaman mekanla vardır
ve mekan zamanla eskir
öyle görünür bize.
Oysa bir hallâkiyet işler hepsinde
kesintisiz
kesintisiz…

Fukarâ

Rütbeye bakılmaz huzûrunda Sultanın.
Çün gedâdır herkes ânın nazarında.
Hubb-u câha meftun pek çok fukarâ amma
Zâtından bilir kim ihsânını Sultanın.

Vefa

Ger bilirsen hayatın zevk-i ruhânisi,
mahfîdir kulun Allah’a vefâsında.
Zira kim İlâhî bir haslettir vefa,
Nebevî bir tavır.
Ve imandan neş’et eden bir tarz-ı asîl.